Miras hukukunda en sık karşılaşılan ve en çok uyuşmazlığa neden olan dava türlerinden biri muris muvazaası, diğer adıyla mal kaçırma davasıdır. Özellikle taşınmaz değeri yüksek olan şehirlerde, miras bırakanın sağlığında yaptığı bazı devir işlemleri, mirasçılar arasında ciddi ihtilaflara yol açmaktadır. Muris muvazaası nedir? sorusu, bu noktada mirasçılar tarafından en çok araştırılan başlıklardan biridir.
Muris muvazaası davaları; miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı satış gibi göstermesi halinde gündeme gelir. Manisa gibi büyük şehirlerde, Manisa miras hukuku uygulamalarında bu tür davalar oldukça yaygındır. Bu yazıda muris muvazaasının tanımını, şartlarını, dava sürecini, ispat yöntemlerini ve sık yapılan hataları detaylı şekilde ele alıyoruz.
Muris muvazaası; miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı üçüncü kişilere veya bazı mirasçılara satış gibi göstermesidir. Burada yapılan işlem, görünürde satış olsa da tarafların gerçek iradesi bağıştır.
Türk hukukunda muris muvazaası, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş özel bir dava türüdür. Kanunda açıkça düzenlenmemiş olsa da, uzun yıllardır yerleşik içtihatlarla uygulanmaktadır. Amaç, miras bırakanın iradesinin değil, mirasçıların saklı haklarının korunmasıdır.
Halk arasında “mal kaçırma davası” olarak bilinen muris muvazaası davası, miras bırakanın bazı mirasçıları bilinçli şekilde mirastan yoksun bırakmak için yaptığı muvazaalı işlemlere karşı açılır.
Özellikle Manisa’da taşınmazların çocuklardan birine devredilmesi, diğer mirasçıların ise miras dışında bırakılması, Manisa miras davaları avukatı arayışını artıran başlıca nedenlerdendir.
Bir işlemin muris muvazaası sayılabilmesi için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Bu şartlardan biri eksikse, açılacak dava muris muvazaası kapsamında değerlendirilmeyebilir.
Muris muvazaası davasını yalnızca saklı pay sahibi olsun veya olmasın tüm mirasçılar açabilir. Bu yönüyle muris muvazaası, tenkis davasından ayrılır.
Yani miras payı zedelenen her mirasçı, Manisa’da muris muvazaası davası açma hakkına sahiptir.
Muris muvazaası davaları, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Manisa’da bulunan taşınmazlar için yetkili mahkeme Manisa Asliye Hukuk Mahkemeleridir.
Muris muvazaası davalarında ispat yükü davacı mirasçılara aittir. Ancak bu davalarda doğrudan yazılı delil bulmak çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle mahkemeler, olayın tüm koşullarını birlikte değerlendirir.
Özellikle bedelin fiilen ödenmemesi, muris muvazaasının en güçlü göstergelerinden biridir.
Muris muvazaası ile tenkis davası sıkça karıştırılmaktadır. Ancak bu iki dava türü hukuki açıdan farklıdır:
Muris muvazaasında süre sınırlaması yokken, tenkis davasında hak düşürücü süreler bulunmaktadır.
Muris muvazaası davaları, delil ve tanık incelemesi yoğun olan davalardır. Manisa’da bu davaların ortalama süresi:
arasında değişmektedir. Dosyanın kapsamı, taşınmaz sayısı ve bilirkişi raporları süreci doğrudan etkiler.
Muris muvazaası davalarında zamanaşımı veya hak düşürücü süre yoktur. Mirasçılar, miras bırakanın ölümünden sonra her zaman bu davayı açabilir.
Muris muvazaası davaları, miras hukukunun en teknik ve ispatı zor davaları arasında yer alır. Bu nedenle Manisa’da muris muvazaası davası açmayı düşünen kişilerin, alanında deneyimli bir Manisa miras davaları avukatı ile süreci yürütmesi büyük önem taşır.
Manisa miras hukuku uygulamalarında, dava stratejisinin doğru belirlenmesi, delillerin etkili sunulması ve Yargıtay içtihatlarına uygun hareket edilmesi davanın sonucunu doğrudan etkiler.
Taşınmazı devralan kişi veya kişiler aleyhine açılır.
Tapu kaydı iptal edilir ve taşınmaz mirasçılar adına tescil edilir.
Zorunlu değildir ancak davanın teknik yapısı nedeniyle avukatla takip edilmesi önerilir.
Evet, dava konusu taşınmazlar yönünden paylaşım durur.