Miras hukukunda en sık karşılaşılan ve en çok uyuşmazlığa yol açan konulardan biri, miras bırakanın sağlığında yaptığı işlemlerle mirasçılarını hak kaybına uğratmasıdır. Özellikle taşınmazların belirli mirasçılara veya üçüncü kişilere devredilmesi, uygulamada mirastan mal kaçırma olarak adlandırılmaktadır. Hukuki karşılığı ise muris muvazaasıdır.
Mirastan mal kaçırma davası, miras bırakanın gerçek iradesinin bağış olmasına rağmen, işlemi tapuda satış gibi göstermesi suretiyle mirasçılarını aldatması durumunda gündeme gelir. Manisa’da açılan muris muvazaası davalarında, Yargıtay içtihatları ve somut olayın özellikleri büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle davanın hem hukuki hem de ispat boyutu titizlikle ele alınmalıdır.
Muris muvazaası; miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir malı, tapuda satış veya başka bir hukuki işlem gibi göstermesidir. Bu durumda tapuda görünen işlem ile tarafların gerçek iradesi arasında uyumsuzluk vardır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre muris muvazaası, mirasçıların saklı paylı olsun veya olmasın, miras hakkını zedeleyen bir davranış olarak kabul edilir. Bu nedenle mirasçılar, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil davası açabilirler.
Her taşınmaz devri muris muvazaası anlamına gelmez. Davanın açılabilmesi için belirli şartların bir arada bulunması gerekir. Manisa uygulamasında ve Yargıtay kararlarında öne çıkan durumlar şunlardır:
Mirastan mal kaçırma davasını, miras bırakanın yasal mirasçıları açabilir. Saklı paylı mirasçı olma şartı aranmaz. Payı zedelenen her mirasçı, muris muvazaası iddiasıyla dava açma hakkına sahiptir.
Uygulamada en sık davayı açanlar; çocuklar, eş ve bazı durumlarda altsoydur. Manisa’da görülen davalarda, mirasçılar arasında uzun süredir devam eden aile içi uyuşmazlıklar dava dosyasına yansıyabilmektedir.
Mirastan mal kaçırma davalarının en kritik noktası ispat meselesidir. Çünkü tapuda görünen işlem resmi bir işlemdir ve aksi iddia edilmektedir. Bu nedenle muris muvazaası davalarında her türlü delille ispat mümkündür.
Manisa mahkemelerinde görülen davalarda özellikle, satış bedelinin hiç ödenmemesi veya çok düşük gösterilmesi, muris muvazaasının varlığına güçlü bir karine olarak kabul edilmektedir.
Hayır. Tapuda satış gösterilen her işlem otomatik olarak muris muvazaası sayılmaz. Eğer miras bırakan gerçekten satış yapmak istemişse, bedel ödenmişse ve mirasçıları aldatma amacı yoksa, muris muvazaası iddiası reddedilebilir.
Bu nedenle mahkeme, olayın tüm özelliklerini birlikte değerlendirir. Yargıtay kararlarında; murisin yaşı, sağlık durumu, satışın yapıldığı tarih, bedelin ödeme şekli gibi birçok kriter dikkate alınmaktadır.
Uygulamada sıkça karıştırılan iki dava türü; muris muvazaası davası ile tenkis davasıdır. Her iki dava da mirasçının haklarını korumaya yöneliktir; ancak hukuki dayanakları farklıdır.
Mirastan mal kaçırma iddiası varsa, genellikle muris muvazaası davası tercih edilir. Ancak somut olayın özelliklerine göre hangi davanın açılacağı dikkatle belirlenmelidir.
Muris muvazaası davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Manisa’da bulunan taşınmazlar için, Manisa Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkilidir.
Davanın süresi; tanık sayısı, bilirkişi incelemeleri, keşif ve dosyanın kapsamına göre değişiklik gösterebilir. Uygulamada muris muvazaası davaları genellikle 2–4 yıl arasında sonuçlanabilmektedir.
İstinaf ve temyiz süreçleri de dikkate alındığında, davanın toplam süresi daha da uzayabilir.
Hayır. Muris muvazaası davaları zamanaşımına tabi değildir. Miras bırakanın ölümünden sonra, her zaman dava açılabilmesi mümkündür.
Miras bırakanın yasal mirasçıları, payları zedelenmişse muris muvazaası davası açabilir.
Bedelin piyasa değerine göre çok düşük olması, muris muvazaası için güçlü bir emaredir; ancak tek başına yeterli değildir.
Tapu kaydı iptal edilir ve taşınmaz miras payları oranında mirasçılar adına tescil edilir.
Mirastan mal kaçırma davaları, hem teknik hem de duygusal yönü ağır olan dava türlerindendir. Davanın başında doğru hukuki nitelendirme yapılması, delillerin eksiksiz toplanması ve Yargıtay kriterlerine uygun bir strateji kurulması, davanın sonucunu doğrudan etkiler.
Manisa’da açılacak muris muvazaası davalarında, somut olayın özelliklerine göre planlama yapılması, uzun süren yargılamalarda hak kaybı yaşanmasının önüne geçebilir.